İçeriğe geç

referandum ve taraf-sızlık

Published on: Jan 30, 2017 @ 22:15

Malum, herhangi bir değişiklik olmaz ise bir kaç ay sonra referandum yapılacak. Neye oy verirseniz verin birileri tarafından kesinlikle hain ilan edileceksiniz. O yüzden başkalarının ne dedikleri pek de umurunuzda olmamalı. Bende en baştan söyleyeyim kararımı, ne “Evet” ne de “Hayır” oyu vereceğim. Boş pusulayı aldıktan sonra boş bir şekilde tekrar atacağım.

Siyaset taraf olmak üzerine kurulmuş bir sistem lakin böyle bir sisteme ihtiyacımız yok ki. Mühim olanın insan olduğu bir sistemde taraflığa da yer olmamalı. Cemil Meriç’in güzel bir sözü var: “Zulmün oldugu yerde, tarafsızlık namussuzluktur.” İlla bir tarafta olmak gerekiyorsa bu insanlığın tarafı olmalı, ideolojiler ile dolmuş taşmış bir taraf değil. İdeolojiler yanlıştır demiyorum belki olmalıdır da ama günümüz ideolojileri artık bir şeyleri ön plana çıkarmaktan ziyade, insanları kör bir birey haline getirmekten öte bir işe yaramıyor. Buna, bugün üzerinden bir örnek vereyim. “Evet” ve “Hayır” taraftarları ideolojileri yüzünden o kadar körleşmişler ki kendilerinden sonra kimseye karşı ne saygıları kalmış ne de tahammülleri. Ben bu ikisinin arasında bir taraf olmak niyetinde değilim, olmamalıyım da. Aslında bu iki taraf da ilgimi çekmiyor. “Hayır” taraftarları laiklikle, cumhuriyetle “Evet” diyenler ise kendilerince büyük oyunu bozup dış güçleri yenmekle kafayı bozmuş.

Aslında seçmenlerin sorunu ne laiklik ne de dış güçler. Bunları sürekli ön plana getirenler siyasi liderler. Kemal Kılıçdaroğlu çıkıyor bu laikliğe karşı bir harekettir diyor, CHP’liler hemen atlıyor. Türkiye laiktir laik kalacak. Recep Tayyip Erdoğan çıkıyor, dış güçler yüzünden ülkemiz bu halde diyor. Tabi bu dış güçlerin içinde darbe teşebbüsünde bulunanlar da var. AKP seçmeni durur mu onlar da diğer taraftan atlıyor. Sonra bu insanlar gerçek sorunlarını unutuyor. Verdiği verginin vergisini unutuyor, yapılan yolsuzlukları unutuyor, çekilen peşkeşleri unutuyor, yapılan torpilleri unutuyor. Hiç bir zaman unutmaması gereken her şeyi bir anda unutuyor ve işte bu insanlar siyasiler tarafından kör bir hale getiriliyor. İster sağcı olsun ister solcu tüm siyasiler kör seçmen ister, gören değil. Kör bir insana sağa git dersen gider sola git dersen gider. Bunu yapmasını sağlayacak iki durum var, ya o insanı çok çaresiz bir halde yakalayacaksın ya da kendine güvendireceksin ki sonrasında istediğini yaptırabilesin.

Referandum taraftarları da bu ikilem içinde. Hayır oyu verenler çaresizlik durumu üzerinden yürüyor:

– Ekonomi çok kötü, ülkede gizli bir kriz var.
– Devletin tüm kurumları özelleştirildi, yabancılara satıldı.
– Laiklik kaldırılacak, şeriat geri gelecek.
– Ülke bölünecek…

Şeklinde devam ediyor.

Evet oyu verenlerin büyük bir kesimi ise Recep Tayyip Erdoğan’a ve sözlerine güveniyor:

– Türkiye yavaş yavaş güçlendiği ve bu da diğer ülkelerin işine gelmediği için sürekli Türkiye ile uğraşıyorlar ama referandumdan “Evet” çıkınca anlayacaklar ki Türkiye onların bildikleri ülkelerden değil.
– Darbe teşebbüsü de aynı şekilde Türkiye’deki istikrarı bozmak için yapıldı. Referandumdan çıkacak “Evet” ile bunların da kuyularını kurutacağız.
– Türkiye yine dış güçlerin etkisi ile “Ortadoğu Bataklığı” (bu tabir de bir acayip) içerisine çekilmeye çalışılıyor. Tüm bu saldırıların sebebi de toplumda korku oluşturmak ve devlete olan güveni sarsmak lakin referandumdan çıkacak olan “Evet” ile bunun da üstesinden geleceğiz.

Bu taraf da böyle uzayıp gidiyor. Her şekilde ortaya bir sonuç çıkacak. Ben ise Malcolm X’in izinden gidiyor ve onun dediği gibi diyorum:

Gerçekle yüzyüze gelemeyecek kadar vatanseverlikle kör olmamalısınız. Yanlış yanlıştır, kimin yaptığı ya da söylediği önemli değil.



Sonradan gelen düzenleme: CHP’nin referandum taktiği değişmiş. Korku üzerine kurmayarak Hayır’ı anlatacaklarmış. Hayır oyu verince nelerin daha güzel olacağını göstereceklermiş. Tabi bende Fatih Portakal’ın yalancısıyım.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir