İçeriğe geç

Kategori: Karalamalar

05 Eki, 02:08

İnsanın bir dostunun olması ne demek acaba ? Düşünüyorum ama anlayamıyorum bunu. Normalde bir şeyleri anlamadığım vakit bunu pek sorun etmem. Bu ise çok basit bir şey gibi duruyor. Şimdi bir de şöyle bakıyorum. Kimse beni dostu olarak görmediği için mi ben kimseyi dost olarak görmüyorum, yoksa ben kimseyi dost olarak görmediğim için mi kimse beni dost olarak görmüyor ? Sonrasında şu geliyor aklıma dost olmak için önce arkadaş mı olmak gerekiyor acaba ? Eğer öyle ise sanıyorum ki hiç bir zaman bir dostum olmayacak.

Bir dostum olsaydı eğer, bir şeyler farklı olabilir miydi acaba ? Aynı anda çok fazla şey geliyor aklıma ve ilk olarak hangisini yazmam gerekiyor karar veremiyorum. Tam yazıyorum derken bu sefer de başka bir şey geliyor ve sonra neye karar verdiğimi unutuyorum. Taşan şey, birden boş kalıyor. Her iki şekilde de yararsız. İnsanlara kızmak istemiyorum ama kızıyorum. Her şeyi ben yanlış yapıyor olamam, değil mi ? Şu çok kötü bir şey: soru var ama cevap yok çünkü cevap verecek kimse yok. Bir dost bunlara cevap verebilir miydi acaba ? İstemeden yine soru sordum. Kendi kendine konuşmanın da kötü taraflarından biri. Soru sorduğunuz vakit asla tam cevabı alamıyorsunuz, bilseniz zaten sormazdınız kendinize. Ne güzel en azından bunun böyle olduğunu biliyorum. En iyisi buna yarın devam etmek. Bir kaç insanı gözlemlerken yazayım.

Yorum Bırak

02 Eki, 00:37

Belki bir asır belki de sadece bir gün öncesiydi. Gerçek şu ki aradan geçen bir kaç bin yıl olsaydı bile yine aynısını diyor olacaktım. Bir diğer gerçek de: dün dünken, bugün, evrenin en uç noktasından bile daha uzaktaydı. Bugün ise tüm o dünler aynı uzaklıkta. Eğer benim gibi biriyseniz, hayatın size yaptığı en büyük kıyaktır bu ama her şey gibi bunun da kötü olan bir taraf var. Tek yapmanız gereken orayı daha az görmeye çalışmak. Yoksa bu kıyak çok büyük bir dert olmaktan öteye geçmez.

Herkes arada bir hata yapar değil mi ? Ne kadar da normal bir şey. Bir de ben gibiler var, hep hata yapanlar. Hata yapmamak için hiç bir şey yapmayı istemeyecek durumu gelenler. İşte hayatın kıyağı burada devreye girer. Hatalar sonuçlarıyla beraber gelir. Belki bir an, belki bir yıl ve belki de bir de ömür sürer bu sonuçlar. Tam ömür kısmını yazarken aklıma bir şey geldi, kendimi daha da kötü hissedecektim ki. Doğru tekniği uyguladım ve biraz olsun kendimi bundan kurtardım.

Bunu sağlayan ise geçmişin hep aynı uzunlukta hissedilmesi. “Belki bir asır belki de sadece bir gün öncesiydi.” bu anlama geliyor işte. Yapılan hataların sonuçları ne kadar uzun süreli olsa da, dönüp baktığınız vakit bir an gibi gelir ve kendinizi avutursunuz. Yani en azından ben avutabiliyorum kendimi ama burada şuna dikkat edin: her şeyin bir anlık gibi olması, yıllar önce olmuş olan şeylerin bile sanki biraz önce olmuş gibi olmasına da neden olabilir. Bu kötüdür işte, hem de çok kötü. O yüzden burayı görmezden gelmeye çalışmak en iyisi. Her zaman olmaz tabi ama ne kadar az olursa o kadar iyi olur.

Bu yüzdendir ki ben gelecek için de bir plan yapmam. Bugünden bakınca yarın, o en uç nokta, hiç gelmeyecek gibi olan. İsteklerin hep istek olarak kalacağı bir aralık. Zaman bizden yana değil efendiler. O halde zamanın bizim tarafımızda olan kısmına, yani kıyak moduna geçiyorum ve ölmeden bir gün önceki bir vakitten geçmişe bakıyorum. Ne görüyorum dersiniz ? Sadece bir an. Geçen bir ömür karşılığında sadece bir an. İşte buna da film şeridi derler.

Yorum Bırak